09-15-2008, 02:28 PM
(-edememek)
Yapılması mümkün olmayan veya yapılması imkan ve kabiliyetler dahilinde olmayan durumları anlatırken kullanılır. “Can’t” yardımcı fiiliyle aynı anlamda kullanılır. “Be unable to” ifadesi “be not able to” ifadesi ile aynı anlamdadır. “Be unable to” ifadesi sadece “am / is / are” yardımcı fiilleri ile kullanılmaz. Gerektiğinde geçmiş zaman anlamını cümleye katmak için “was / were” yardımcı fiilleri kullanılır.
Bill is unable to assemble her son’s toy. (Bill çocuğunun oyuncağını monte
Bill isn’t able to assemble his son’s toy. edemiyor.)
He can’t assemble his son’s toy.
I am able to hear him but I am unable to see him.
I am able to hear him but I am not able to see him. (Onu duyabiliyorum fakat göremiyorum.)
I can hear him but but I can’t see him.
Michael isn’t able to fix the radio.
Michael is unable to fix the radio. (Michael radyoyu tamir edemiyor.)
Michael can’t fix the radio.
Frank wasn’t able to come here last night.
Frank was unable to come here last night. (Frank dün gece buraya gelemedi.)
Frank couldn’t come here last night.
Yapılması mümkün olmayan veya yapılması imkan ve kabiliyetler dahilinde olmayan durumları anlatırken kullanılır. “Can’t” yardımcı fiiliyle aynı anlamda kullanılır. “Be unable to” ifadesi “be not able to” ifadesi ile aynı anlamdadır. “Be unable to” ifadesi sadece “am / is / are” yardımcı fiilleri ile kullanılmaz. Gerektiğinde geçmiş zaman anlamını cümleye katmak için “was / were” yardımcı fiilleri kullanılır.
Bill is unable to assemble her son’s toy. (Bill çocuğunun oyuncağını monte
Bill isn’t able to assemble his son’s toy. edemiyor.)
He can’t assemble his son’s toy.
I am able to hear him but I am unable to see him.
I am able to hear him but I am not able to see him. (Onu duyabiliyorum fakat göremiyorum.)
I can hear him but but I can’t see him.
Michael isn’t able to fix the radio.
Michael is unable to fix the radio. (Michael radyoyu tamir edemiyor.)
Michael can’t fix the radio.
Frank wasn’t able to come here last night.
Frank was unable to come here last night. (Frank dün gece buraya gelemedi.)
Frank couldn’t come here last night.